Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%45
Beyza Alkoç Seti Beyza Alkoç

6 Kitap TakımBeyza Alkoç SetiKar Küresi, Asansör, Sınır, Sıfır Kilometre, 3391 Kilometre, Sınırsız

Liste Fiyatı : 195,00TL
İndirimli Fiyat : 107,25TL
Kazancınız : 87,75TL
Taksitli fiyat : 6 x 18,86TL
Satış adedi : 1
%45
Temin süresi 2 gündür.
KARGO BEDAVA
SETURUN098
834270
Beyza Alkoç Seti
Beyza Alkoç Seti 6 Kitap Takım Kar Küresi, Asansör, Sınır, Sıfır Kilometre, 3391 Kilometre, Sınırsız
İndigo Kitap
107.25

Kar Küresi

Seni yanıma, tüm dünyayı karşıma almak istiyorum.

Hava soğuktu, rüzgâr acımasız. Burası bir kar küresiydi, biz de içindeki figürler. Gün gelecekti, birileri bu kar küresini eline alıp sallayacaktı. Kar yağıyor sanacaktık oysa altüst olacaktık...

Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde kendisini Abant Gölü'nün yakınlarında ormanlık bir alanın içine kurulmuş Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezinde bulduğunda başına geleceklerden habersizdi. Buraya yalnızca psikolojik destek almak için geldiğini sanan Eylül kendisini bambaşka bir sona doğru giderken bulacaktı. Önce Merih'le tanışacak, sonra Merih'te kendisini bulacaktı. "Biz buradayız," diyecekti Merih ona, "ve bunlar yaşanıyor."

Bu hikâye Eylül'ün ve Merih'in altüst olmalarının hikâyesi… Birlikte dibe batmalarının ve ışıksız kalmalarının hikâyesi... Hiçbir gülümsemesi içten olmayan, gözü hep uzaklarda bir yerlere dalan, ne olduğunun bilinmezliğinde oradan oraya savrulan, kanatlarını göremediği için kendisini çirkin sanan tavus kuşlarının hikâyesi. Bu hikâye sizin hikâyeniz, bu satırları siz yazdınız... Eylül ve Merih'in kış masalının içinde üşümeye hazır mısınız?

Bu doğan güneş var ya Eylül... İşte o bizim için doğmuyor.

 

Asansör

“Tüm bunları yaşayacağımı bilerek geçmişe dönsem, o asansöre yine binerim. Hem de koşa koşa binerim… Koşa koşa…” Evlendiğiniz gece başınıza gelebilecek en saçma şey nedir? Aklınızın sınırlarını biraz zorlayın... Şöyle düşünün, balayı için gittiğiniz otelde, o otele sizin gibi gelen diğer bir çiftin damadıyla asansörde kalsanız ne yapardınız? İnanın bana, asansörün kapısı kapanırken var olan hiçbir şey, o kapı tekrar açıldığında eskisi gibi olmayacak. Bu hikâyeyi, gülmekten okuyamayacaksınız… “Bir aydır seni düşünmeden geçirdiğim bir saniye bile olmadı. Yaptığın her hareketi takip ettirdim. Yaşadığın her şeyden haberdardım. Ben senin 49 kiloya düştüğünü bile biliyorum!

Günlerce telefonuna gelen beslenme önerileri mesajları toplu mesaj değildi, onları ben attırdım, sadece sana atıldı. Pembesini bulamadığın o eteği, o mağazaya getirten bendim, her sabah kapına süt bırakılması binanın hizmeti değildi, sadece sana yapıldı, ben yaptırdım. Dışarı her çıktığında dağıtılan çiçekler belediyenin hizmeti değildi, onları ben dağıttırdım. Sana çiçek verebilmek için koskoca bir mahallenin insanlarına her gün çiçekler dağıttırdım. Seni hiçbir yerde işe aldırtmayan da bendim, şirkette açık pozisyon bırakan da, o pozisyona kimseyi aldırtmayan da bendim, çünkü sen gel istedim. Çünkü bana gel istedim. Bana geldiğinde bahanen olsun istedim. Sana bahane vermek istedim…”

 

Sınır

Mavi Kuş ve Kafesinin Hikayesi

"Bu hikayedeki Mavi Kuş benim, sevgilim. Hareket edebiliyorum, ama hiçbir yere gidemiyorum. Sen de benim kafesimsin. Senden kaçarken sana çarpıp yaralanacağım günü bekliyorum. Çünkü biliyorum ki ancak beni yaraladığın gün özgür olacağım. Şimdi beni özgür bırak. İstersen öldür, ama önce özgür bırak..."

Hayatının en güzel yılları bir trafik kazasıyla mahvolan genç bir kızın tüm engelleri, hayatı sınırlardan ibaret olan bir adam tarafından aşılabilir mi? Yürüyemeyen bir genç kız ayağa bile kalkmadan hayallerindeki hayata adım atabilir mi? Bu hikaye, koskoca bir imkânsızlığın hikâyesi... Bora ve Nehir'in tutku dolu aşkına hazır olun!

 

Sıfır Kilometre

Işıklar Sana Evinin Yolunu Gösterecek

Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.

O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.

Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı. Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik. Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik. Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu. Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…

“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Bir kez daha tekrar ediyorum:
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Sonra bir kez daha…
“Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.

İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!

Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?

“Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı, o buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”

 

3391 Kilometre

Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak?

“O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?' diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?' dedi…”

Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz?

Kendinize yapar mıydınız bunu?

Bu hikâye, uzak bir ilişkinin hikâyesi! Birbirlerini görmeden ve duymadan, aylar boyunca gece gündüz konuşan; birbirlerine bu kadar uzak, ama bir o kadar da yakın olan; aralarına giren onca kilometreye rağmen birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi! Burası bizim gezegenimiz, burada her şey anını bekler. Burası, bizim 3391 kilometrelik gezegenimiz…

“Seni görmem için yanımda olmana gerek yok. Gözlerim kapalıyken de görebiliyorum seni. Zaten seni gözlerim kapalıyken görebiliyorum sadece…”

 

Sınırsız

Ben ilk dilek hakkımda, bana dilek tutmayı öğreten adamı diledim.

"Renkli ışıkları sönmüş, ıssız ve bomboş lunaparka baktım. Ne kadar da benziyordu bana. Yıllarca ne olduğumu aradım durdum. Buydum ben işte, gece olduğunda terk edilen, ışıkları kapatılan, bomboş kalan bir lunapark... Kaşlarımı çattığımda Cihan'ın yanımızdaki kilitli şalter kutusunun camını anahtarıyla kırıp şalteri kaldırışına şahit oldum. Sonra nutkum tutuldu. Rengârenk ışıklar birdenbire bütün lunaparkı doldurmuştu! Nefesimi tuttum. Çok garip bir andı. Biraz önce kendime benzettiğim lunaparkın ışıkları rengârenk yanıyordu şimdi! Cihan sadece lunaparkın değil, benim de ışıklarımı yakmıştı. Cihan bana ışık vermişti, renk vermişti, o bana hayat vermişti..."

Bu hikâye, aşka inancı "Annem babam bile terk etti beni, sen nasıl seveceksin ki?" cümlesiyle sınırlı kalan Deniz'in hayal bile edemeyeceği şekilde sevilmesinin hikâyesi... Cihan ve Deniz'in okuyucuyu her satırda şaşkına çevirecek aşkına tanık olmaya hazır mısınız?

  • Açıklama
    • Kar Küresi

      Seni yanıma, tüm dünyayı karşıma almak istiyorum.

      Hava soğuktu, rüzgâr acımasız. Burası bir kar küresiydi, biz de içindeki figürler. Gün gelecekti, birileri bu kar küresini eline alıp sallayacaktı. Kar yağıyor sanacaktık oysa altüst olacaktık...

      Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde kendisini Abant Gölü'nün yakınlarında ormanlık bir alanın içine kurulmuş Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezinde bulduğunda başına geleceklerden habersizdi. Buraya yalnızca psikolojik destek almak için geldiğini sanan Eylül kendisini bambaşka bir sona doğru giderken bulacaktı. Önce Merih'le tanışacak, sonra Merih'te kendisini bulacaktı. "Biz buradayız," diyecekti Merih ona, "ve bunlar yaşanıyor."

      Bu hikâye Eylül'ün ve Merih'in altüst olmalarının hikâyesi… Birlikte dibe batmalarının ve ışıksız kalmalarının hikâyesi... Hiçbir gülümsemesi içten olmayan, gözü hep uzaklarda bir yerlere dalan, ne olduğunun bilinmezliğinde oradan oraya savrulan, kanatlarını göremediği için kendisini çirkin sanan tavus kuşlarının hikâyesi. Bu hikâye sizin hikâyeniz, bu satırları siz yazdınız... Eylül ve Merih'in kış masalının içinde üşümeye hazır mısınız?

      Bu doğan güneş var ya Eylül... İşte o bizim için doğmuyor.

       

      Asansör

      “Tüm bunları yaşayacağımı bilerek geçmişe dönsem, o asansöre yine binerim. Hem de koşa koşa binerim… Koşa koşa…” Evlendiğiniz gece başınıza gelebilecek en saçma şey nedir? Aklınızın sınırlarını biraz zorlayın... Şöyle düşünün, balayı için gittiğiniz otelde, o otele sizin gibi gelen diğer bir çiftin damadıyla asansörde kalsanız ne yapardınız? İnanın bana, asansörün kapısı kapanırken var olan hiçbir şey, o kapı tekrar açıldığında eskisi gibi olmayacak. Bu hikâyeyi, gülmekten okuyamayacaksınız… “Bir aydır seni düşünmeden geçirdiğim bir saniye bile olmadı. Yaptığın her hareketi takip ettirdim. Yaşadığın her şeyden haberdardım. Ben senin 49 kiloya düştüğünü bile biliyorum!

      Günlerce telefonuna gelen beslenme önerileri mesajları toplu mesaj değildi, onları ben attırdım, sadece sana atıldı. Pembesini bulamadığın o eteği, o mağazaya getirten bendim, her sabah kapına süt bırakılması binanın hizmeti değildi, sadece sana yapıldı, ben yaptırdım. Dışarı her çıktığında dağıtılan çiçekler belediyenin hizmeti değildi, onları ben dağıttırdım. Sana çiçek verebilmek için koskoca bir mahallenin insanlarına her gün çiçekler dağıttırdım. Seni hiçbir yerde işe aldırtmayan da bendim, şirkette açık pozisyon bırakan da, o pozisyona kimseyi aldırtmayan da bendim, çünkü sen gel istedim. Çünkü bana gel istedim. Bana geldiğinde bahanen olsun istedim. Sana bahane vermek istedim…”

       

      Sınır

      Mavi Kuş ve Kafesinin Hikayesi

      "Bu hikayedeki Mavi Kuş benim, sevgilim. Hareket edebiliyorum, ama hiçbir yere gidemiyorum. Sen de benim kafesimsin. Senden kaçarken sana çarpıp yaralanacağım günü bekliyorum. Çünkü biliyorum ki ancak beni yaraladığın gün özgür olacağım. Şimdi beni özgür bırak. İstersen öldür, ama önce özgür bırak..."

      Hayatının en güzel yılları bir trafik kazasıyla mahvolan genç bir kızın tüm engelleri, hayatı sınırlardan ibaret olan bir adam tarafından aşılabilir mi? Yürüyemeyen bir genç kız ayağa bile kalkmadan hayallerindeki hayata adım atabilir mi? Bu hikaye, koskoca bir imkânsızlığın hikâyesi... Bora ve Nehir'in tutku dolu aşkına hazır olun!

       

      Sıfır Kilometre

      Işıklar Sana Evinin Yolunu Gösterecek

      Birbirimizi uzaktan uzağa sevmek bir göldü, biz de o göle atlayan iki balıktık.

      O ufacık gölün içerisinde birbirimizi bulduk ve hiç kaybetmeyiz sandık.

      Oysa hiçbir şey sandığımız kadar kolay olmadı. Yan yana olmak koskoca bir denizdi ve biz bu denizde birbirimizi kaybettik. Binlerce kilometreyi aştık, birbirimize geldik. Oysa şimdi her zamankinden zor bir savaş bekliyor bizi, buram buram hissediyorum bunu. Sonra kulaklığımı takıyorum, telefonumu atıyorum cebime, kendi kendime fısıldamaya başlıyorum içimden…

      “Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
      Bir kez daha tekrar ediyorum:
      “Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
      Sonra bir kez daha…
      “Işıklar sana evinin yolunu gösterecek…”
      Ben İzmir ve bu benim evimi bulma hikâyem.

      İzmir ve Ege'nin ışıklarla dolu karanlık dünyalarının hikâyesi devam ediyor... Üstelik aralarındaki mesafe artık sıfır kilometre!

      Işıklarınızı yeniden yakmaya geliyoruz, hazır mısınız?

      “Tüm bu belirsizliklerin ortasında emin olduğum bir şey vardı, o buradaydı ve artık yıldızlarla doluydu üstümüzü kaplayan bu gökyüzü... Her ne olursa olsun, her nasıl olursa olsun.”

       

      3391 Kilometre

      Yağmur böyle güzel yağar mı bir daha şimdi çıkıp ıslanmazsak?

      “O gün, bana ‘Sinemaya gidelim mi?' diye sordu. 3391 kilometre öteden, şehirlerce, denizlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkânsız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?' dedi…”

      Aylarca sesini duymadığınız, yüzünü görmediğiniz, dokunmadığınız, kokusunu almadığınız, aynı sokaktan geçme ihtimalinizin dahi olmadığı, aynı fotoğrafın içinde bile bulunamayacağınız, sizden kilometrelerce, hatta denizlerce, adalarca ve şehirlerce uzakta olan bir insana âşık olur muydunuz?

      Kendinize yapar mıydınız bunu?

      Bu hikâye, uzak bir ilişkinin hikâyesi! Birbirlerini görmeden ve duymadan, aylar boyunca gece gündüz konuşan; birbirlerine bu kadar uzak, ama bir o kadar da yakın olan; aralarına giren onca kilometreye rağmen birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi! Burası bizim gezegenimiz, burada her şey anını bekler. Burası, bizim 3391 kilometrelik gezegenimiz…

      “Seni görmem için yanımda olmana gerek yok. Gözlerim kapalıyken de görebiliyorum seni. Zaten seni gözlerim kapalıyken görebiliyorum sadece…”

       

      Sınırsız

      Ben ilk dilek hakkımda, bana dilek tutmayı öğreten adamı diledim.

      "Renkli ışıkları sönmüş, ıssız ve bomboş lunaparka baktım. Ne kadar da benziyordu bana. Yıllarca ne olduğumu aradım durdum. Buydum ben işte, gece olduğunda terk edilen, ışıkları kapatılan, bomboş kalan bir lunapark... Kaşlarımı çattığımda Cihan'ın yanımızdaki kilitli şalter kutusunun camını anahtarıyla kırıp şalteri kaldırışına şahit oldum. Sonra nutkum tutuldu. Rengârenk ışıklar birdenbire bütün lunaparkı doldurmuştu! Nefesimi tuttum. Çok garip bir andı. Biraz önce kendime benzettiğim lunaparkın ışıkları rengârenk yanıyordu şimdi! Cihan sadece lunaparkın değil, benim de ışıklarımı yakmıştı. Cihan bana ışık vermişti, renk vermişti, o bana hayat vermişti..."

      Bu hikâye, aşka inancı "Annem babam bile terk etti beni, sen nasıl seveceksin ki?" cümlesiyle sınırlı kalan Deniz'in hayal bile edemeyeceği şekilde sevilmesinin hikâyesi... Cihan ve Deniz'in okuyucuyu her satırda şaşkına çevirecek aşkına tanık olmaya hazır mısınız?

      Stok Kodu
      :
      SETURUN098
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      55,50   
      111,00   
      3
      37,18   
      111,54   
      6
      18,86   
      113,15   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      107,25   
      107,25   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat