Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%2
Tanzimat Dönemi Klasikleri Seti-10 kitap Ahmet Mithat Efendi

Tanzimat Dönemi Klasikleri Seti-10 kitapFelatun Bey ile Rakım Efendi, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Vatan Yahut Silistre, Küçük Şeyler, Araba Sevdası, Eylül, Şair Evlenmesi, Karabibik, İntibah, Sergüzeşt

Liste Fiyatı : 39,90TL
İndirimli Fiyat : 39,90TL
Kazancınız : 0,00TL
Taksitli fiyat : 6 x 7,02TL
Satış adedi : 1
%2
Temin süresi 2 gündür.
KARGO BEDAVA
SETURUN012
817130
Tanzimat Dönemi Klasikleri Seti-10 kitap
Tanzimat Dönemi Klasikleri Seti-10 kitap Felatun Bey ile Rakım Efendi, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Vatan Yahut Silistre, Küçük Şeyler, Araba Sevdası, Eylül, Şair Evlenmesi, Karabibik, İntibah, Sergüzeşt
Salon Yayınları-Set Ürünler
39.90

Felatun Bey ile Rakım Efendi

Felatun Bey İle Rakım Efendi, Edebiyatımızda "züppe" tipini konu alan romanlardan biridir. Yazar bu romanında Batı uygarlığını özde kavrayamayan ve şekilde kalan Felatun Bey'i anlatır. Felatun Bey'in karşısına da erdemli bir insan tipini, Rakım Efendi'yi, çıkarır. Bu karşıtlık, romantizmin bir özelliğidir ve yazarın yer yer olay akışını keserek bilgi vermesi, romanın olumsuz yönlerinden biridir.

Rakım Efendi, ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan karşılıklı çıkarlara dayalı ilişkiler kurmayan Fransızca, Arapça ve Farsça'yı anadili gibi bilen bir Osmanlı gencidir. Rakım Efendi kültürlü, bilgili, batılılaşmayı doğru anlamış, hoşgörülü eğlenmeyi de seven ve ölçüsünü de bilen bir tiptir. Ahlaklı, iyi huylu tam bir Osmanlı beyefendisidir.

Felatun Bey, kendisini Eflatun gibi çok bilgili, kültürlü biri olarak görmekte ve böyle de görünmeye çalışmaktadır. Alafranga hayata özenen, parasını sağda solda çarçur eden batılılaşmayı çok yanlış anlayan Fransız ve İtalyan kadınları ile mirasını tüketmiş akılsız ve ahmak bir mirasyededir.

 

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Kasım 1872'den 1873 yazına değin Hadîka gazetesinde tefrika edilmiş, kitap olarak ilk basımı 1875 yılında yapılmıştır. Acıklı bir aşk hikâyesini anlatan bu eser Osmanlıca harflerle basılmış "Talat ve Fitnat'ın Aşkları" anlamını taşır. Türk edebiyatının ilk yerli romanıdır. Asıl önemi bundan kaynaklanmaktadır.

Tanzimat romancılığında, kadınların toplum içindeki yerlerini belirtme, dönemin evlilik ilişkilerini irdeleme, uygunsuz evlenmelerin sorunlarına değinme noktaları dikkat çeker. Romanda, daha sonraları da sıklıkla işlenen kadın eğitimi ve görmeden evlenme ile bunun doğurduğu acıklı sonuçlar en belirgin temalardandır. Ayrıca kitapta aşkın ve sevdanın önemi vurgulanmıştır. Yazar, görmeden evlenmenin acı sonuçlarını basit bir teknikle, duygusal karakter çözümlemeleriyle yansıtır; gerçekçi bir romantizm içerisinde, konuşulan dili roman anlatımına yansıtmaya çalışır. Romanda diyaloglar önemli bir yer tutar.

 

Vatan Yahut Silistre

Vatan Yahut Silistre, Türk edebiyatının Batılı anlamda yazılıp oynanan ilk tiyatro yapıtıdır. Yazarın ilk tiyatro piyesidir. Eserin gerçek adı Vatan'dır. Eser yayınlandıktan sonra uygulanan yasaklar ve sansür nedeniyle Silistre adı ile oynanmış ve yayınlanmıştır. Daha sonra da Vatan Yahut Silistre adı ile yaygınlaşmış ve bu isimle kabul görmüştür.

Silistre bugünkü Bulgaristan'da Tuna ırmağının kıyısında, bir kenttir. 1388 yılında Türkler tarafından fethedilen Silistre, 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında çok kalabalık bir Rus ordusu tarafından kuşatılmış, Musa Hulusi Paşa kumandanlığındaki Türk kuvvetleri kırk gün boyunca, kaleyi kahramanca savu­nurlar. Kitapta, asıl verilmek istenen 'vatan sevgisi'dir. Bunun ya­nında, Silistre Kalesi'ne yardıma koşan gönüllüler ve bunlardan İslam Bey ile Zekiye'nin aşkı da anlatılmaktadır.

 

Küçük Şeyler

Küçük Şeyler, Samipaşazade Sezai'nin 1891'de yayımlanan hikâye kitabıdır. Kısa hikâyenin, Batı edebiyatındaki hikâyelerle benzer özellikler gösteren Türk edebiyatındaki ilk örneği olarak kabul edilmektedir.

"Bu Büyük Adam Kimdir?" adlı hikâyede anlatıcı sokakta gördüğü uzun, dağınık saçlı, geniş alınlı, dalgın ve düşünceli yürüyüşünden dolayı sendeleyip duran bir adamı, Fransızca hocasının okuttuğu Büyük Adamların Hayatı başlıklı kitaptaki betimlemelere uygun bularak onun "büyük bir adam" olduğunu düşünür. Adamın görünüşünden ve davranışlarından yola çıkarak nasıl büyük bir düşünür olduğu hakkında hayaller kurar. Anlatıcı, öykünün sonunda gözünde bu kadar büyüttüğü kişinin okuma yazması bile olmadığını esnafın birinden öğrenerek gerçekle yüzleşir.

 

Araba Sevdası

Araba Sevdası, 1895 yılında Servet-i Fünun dergisinde resimlerle süslenmiş olarak tefrika edilmiş ve bu tefrikanın resimleri de Ressam Halil Paşa tarafından yapılmıştır. Eser daha sonra kitap haline getirilmiş ve yazar tarafından 1898 yılında matbu bir kitap halinde de ve eski harflerle bastırılmıştır. Türk edebiyatının ilk realist roman örneği olan bu eserin latin harfleri ile ilk baskısı 1940 yılında yapılmıştır.

Bihruz bey etrafında şekillenen bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.

 

Eylül

Eylül, edebiyatımızın psikolojik roman türündeki ilk örneğidir. Romanda çok başarılı psikolojik tahliller vardır. Gerek yapı, gerekse içerik olarak çağına göre ileri özellikleri olan bir romandır.

İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.

Beş yıldır evli olan Suat Hanım ile Süreyya Bey, bir yaz, Boğaziçi'nde küçük bir yalı kiralarlar. Mutludurlar. Süreyya'nın arkadaşı Necip, bunların aile dostudur; sık sık gelip yanlarında misafir kalmaktadır. Necip, Suat Hanım'a çok değer vermekte, ona karşı derin bir saygı duymaktadır. Bu değer veriş ve saygı, zamanla şiddetli bir aşka dönüşür. Fakat genç adam, aşkını gizlemektedir.

 

Şair Evlenmesi

Şair Evlenmesi, İbrahim Şinasi'nin Agâh Efendi ile birlikte çıkardığı Tercümân-ı Âhval gazetesinde 1859 yılında yayımlanan eseridir. Türk Edebiyatı'nın modern manada ilk tiyatro eseri olma özelliğini taşımaktadır ve görücü usulü evliliğin sakıncalarını ele almaktadır. Batılı bir yazarın üslubuyla yazılmış izlenimi veren Şair Evlenmesi, buna rağmen içinde Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun izlerini taşımaktadır. Eski ile yeni, doğu ile batı arasında bir köprü olma niteliğine sahiptir.

Batılı tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle çevresinde pek sevilmeyen, eğitimli olmasına rağmen saf bir kişiliğe sahip olan Şair Müştâk Bey, sevdiği Kumru Hanım'la, kılavuzlar ve yenge hanımlar aracılığıyla evlenmiştir. Nikâh sonrasında kendisiyle evlendirilen kişinin Kumru Hanım'ın çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım olduğunu görünce önce bayılır sonra itiraz eder. Mahallelinin de işe karışmasıyla başına gelenleri kabul etmek mecburiyetinde kalan Müştâk Bey'in imdadına, arkadaşı Hikmet Bey yetişir. Hikmet Bey'in mahalle imamına verdiği rüşvetle olay çözülür, yapılan hile sonuçsuz kalır.

 

Karabibik

Karabibik, Nâbızâde Nâzım'ın 1890 yılında Servet-i Fünûn dergisinde bölümler halinde yayımlanan 1896 yılında da bir roman haline getirilip basılan Türk Edebiyatı'nın ilk köy ve köylü konusunu ele alan romanıdır. Nâbızâde Nâzım, Karabibik'i yazabilmek için önce Antalya'nın köylerini gezip görmüş ve araştırmalar yapmıştır. Romanda köylülerin konuşmasını yöresel ağız özellikleri olduğu gibi aktarmaktadır. Eserde köylülerin konuşmasını, yöresel ağız özellikleriyle olduğu gibi aktarmaya özen göstermiştir. Köylülerin dünyasına inmeyi başaran yazar romanında; arazi, tarla, öküz, hayvan gibi ögeleri öne çıkarmış ve köy geleneklerine de geniş yer ayırmıştır.

Zengin Yosturoğlu, fakir köylüsü Karabibik, faizle borç veren Rum bakkal Yanni, Karabibik'in kızı Huri ve Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin gibi tiplemelerin doğallığı ve olayın akışındaki gerçeklik; eserin, natüralizmin ve realizmin ilkelerine bağlı kalınarak yazıldığını bize hissettirir. Yazar bu kişilerle köy yaşamını ve kişiler arasındaki ilişkileri doğal bir şekilde yansıtmıştır. Bu kişilerin hepsi romanın yazıldığı dönemde bir Anadolu köyünde karşılaşılabilecek kişilerdir.

 

İntibah

İntibah, Namık Kemal'in 1873-1876 yılları arasında Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'nde sürgünde iken yazmış olduğu romandır. Bu eser Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olma özelliğini taşır. İlk başta Son Pişmanlık ismi verilen roman sansür sonrası İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey olarak yayımlanmış ve zamanla yalnızca İntibah ismini almıştır. Her bölüm divan şiirinden bir beyit ile başlar ve romantizm akımının etkileri açıkça görülür. Roman, İstanbul'un Çamlıca semtini ve bu semtteki mesire yerlerini mekân olarak seçmiştir. 1870'li yıllardaki Osmanlı sosyal hayatının, düşünce yapısının ve toplum düzeninin küçük bir kesiti romanın dekorlarını ve arka fonlarını teşkil eder.

Mehpeyker gibi kötü bir kadınla Dilâşub gibi saf bir kadının aşkı arasında kalan yakışıklı ve zengin delikanlının ailesi ve çevresindeki olaylar romanın konusunu teşkil eder. Ali Bey, hafifmeşrep bir kadın olan Mehpeyker'e âşık olmuş, Dilâşub gibi saf ve çok temiz bir cariyenin kıymetin bilememiştir. Mehpeyker ise Ali Bey'in servetine sahip olmak için elinden geleni yapmaktadır.

 

Sergüzeşt

Edebiyatımızda birçok ilke şahit olduğumuz Tanzimat Dönemi'nde esaret ve insan ticareti temalarını işleyen Samipaşazade Sezai'nin biricik romanı Sergüzeşt, romancılık tarihimizde romantizmden realizme geçişimizin ilk örneğidir.

Samipaşazade Sezai'nin babasının konağında yakından tanıdığı esir kadınların hayat hikayeleri ve bizzat kendi annesi Gülarayış Hanım'ın da bir Çerkez esire olması, olay örgüsünün altyapısını oluşturmasıyla hikayede otobiyografik unsurlar barındırmaktadır. Yazar bu durumu eserin 1924'teki baskısının önsözünde dile getirmiştir.

Sezai insan ve çevre ilişkisine eserin birçok yerindedeğinmiş, mekanı sadece dekor olmaktan çıkarmış ve karakterlerin psikolojik durumlarıyla ilintilendirmiştir. Eserde işlediği dönem sorunları sebebiyle yazar göz hapsinde tutulmuştur.

  • Açıklama
    • Felatun Bey ile Rakım Efendi

      Felatun Bey İle Rakım Efendi, Edebiyatımızda "züppe" tipini konu alan romanlardan biridir. Yazar bu romanında Batı uygarlığını özde kavrayamayan ve şekilde kalan Felatun Bey'i anlatır. Felatun Bey'in karşısına da erdemli bir insan tipini, Rakım Efendi'yi, çıkarır. Bu karşıtlık, romantizmin bir özelliğidir ve yazarın yer yer olay akışını keserek bilgi vermesi, romanın olumsuz yönlerinden biridir.

      Rakım Efendi, ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan karşılıklı çıkarlara dayalı ilişkiler kurmayan Fransızca, Arapça ve Farsça'yı anadili gibi bilen bir Osmanlı gencidir. Rakım Efendi kültürlü, bilgili, batılılaşmayı doğru anlamış, hoşgörülü eğlenmeyi de seven ve ölçüsünü de bilen bir tiptir. Ahlaklı, iyi huylu tam bir Osmanlı beyefendisidir.

      Felatun Bey, kendisini Eflatun gibi çok bilgili, kültürlü biri olarak görmekte ve böyle de görünmeye çalışmaktadır. Alafranga hayata özenen, parasını sağda solda çarçur eden batılılaşmayı çok yanlış anlayan Fransız ve İtalyan kadınları ile mirasını tüketmiş akılsız ve ahmak bir mirasyededir.

       

      Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

      Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Kasım 1872'den 1873 yazına değin Hadîka gazetesinde tefrika edilmiş, kitap olarak ilk basımı 1875 yılında yapılmıştır. Acıklı bir aşk hikâyesini anlatan bu eser Osmanlıca harflerle basılmış "Talat ve Fitnat'ın Aşkları" anlamını taşır. Türk edebiyatının ilk yerli romanıdır. Asıl önemi bundan kaynaklanmaktadır.

      Tanzimat romancılığında, kadınların toplum içindeki yerlerini belirtme, dönemin evlilik ilişkilerini irdeleme, uygunsuz evlenmelerin sorunlarına değinme noktaları dikkat çeker. Romanda, daha sonraları da sıklıkla işlenen kadın eğitimi ve görmeden evlenme ile bunun doğurduğu acıklı sonuçlar en belirgin temalardandır. Ayrıca kitapta aşkın ve sevdanın önemi vurgulanmıştır. Yazar, görmeden evlenmenin acı sonuçlarını basit bir teknikle, duygusal karakter çözümlemeleriyle yansıtır; gerçekçi bir romantizm içerisinde, konuşulan dili roman anlatımına yansıtmaya çalışır. Romanda diyaloglar önemli bir yer tutar.

       

      Vatan Yahut Silistre

      Vatan Yahut Silistre, Türk edebiyatının Batılı anlamda yazılıp oynanan ilk tiyatro yapıtıdır. Yazarın ilk tiyatro piyesidir. Eserin gerçek adı Vatan'dır. Eser yayınlandıktan sonra uygulanan yasaklar ve sansür nedeniyle Silistre adı ile oynanmış ve yayınlanmıştır. Daha sonra da Vatan Yahut Silistre adı ile yaygınlaşmış ve bu isimle kabul görmüştür.

      Silistre bugünkü Bulgaristan'da Tuna ırmağının kıyısında, bir kenttir. 1388 yılında Türkler tarafından fethedilen Silistre, 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında çok kalabalık bir Rus ordusu tarafından kuşatılmış, Musa Hulusi Paşa kumandanlığındaki Türk kuvvetleri kırk gün boyunca, kaleyi kahramanca savu­nurlar. Kitapta, asıl verilmek istenen 'vatan sevgisi'dir. Bunun ya­nında, Silistre Kalesi'ne yardıma koşan gönüllüler ve bunlardan İslam Bey ile Zekiye'nin aşkı da anlatılmaktadır.

       

      Küçük Şeyler

      Küçük Şeyler, Samipaşazade Sezai'nin 1891'de yayımlanan hikâye kitabıdır. Kısa hikâyenin, Batı edebiyatındaki hikâyelerle benzer özellikler gösteren Türk edebiyatındaki ilk örneği olarak kabul edilmektedir.

      "Bu Büyük Adam Kimdir?" adlı hikâyede anlatıcı sokakta gördüğü uzun, dağınık saçlı, geniş alınlı, dalgın ve düşünceli yürüyüşünden dolayı sendeleyip duran bir adamı, Fransızca hocasının okuttuğu Büyük Adamların Hayatı başlıklı kitaptaki betimlemelere uygun bularak onun "büyük bir adam" olduğunu düşünür. Adamın görünüşünden ve davranışlarından yola çıkarak nasıl büyük bir düşünür olduğu hakkında hayaller kurar. Anlatıcı, öykünün sonunda gözünde bu kadar büyüttüğü kişinin okuma yazması bile olmadığını esnafın birinden öğrenerek gerçekle yüzleşir.

       

      Araba Sevdası

      Araba Sevdası, 1895 yılında Servet-i Fünun dergisinde resimlerle süslenmiş olarak tefrika edilmiş ve bu tefrikanın resimleri de Ressam Halil Paşa tarafından yapılmıştır. Eser daha sonra kitap haline getirilmiş ve yazar tarafından 1898 yılında matbu bir kitap halinde de ve eski harflerle bastırılmıştır. Türk edebiyatının ilk realist roman örneği olan bu eserin latin harfleri ile ilk baskısı 1940 yılında yapılmıştır.

      Bihruz bey etrafında şekillenen bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.

       

      Eylül

      Eylül, edebiyatımızın psikolojik roman türündeki ilk örneğidir. Romanda çok başarılı psikolojik tahliller vardır. Gerek yapı, gerekse içerik olarak çağına göre ileri özellikleri olan bir romandır.

      İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.

      Beş yıldır evli olan Suat Hanım ile Süreyya Bey, bir yaz, Boğaziçi'nde küçük bir yalı kiralarlar. Mutludurlar. Süreyya'nın arkadaşı Necip, bunların aile dostudur; sık sık gelip yanlarında misafir kalmaktadır. Necip, Suat Hanım'a çok değer vermekte, ona karşı derin bir saygı duymaktadır. Bu değer veriş ve saygı, zamanla şiddetli bir aşka dönüşür. Fakat genç adam, aşkını gizlemektedir.

       

      Şair Evlenmesi

      Şair Evlenmesi, İbrahim Şinasi'nin Agâh Efendi ile birlikte çıkardığı Tercümân-ı Âhval gazetesinde 1859 yılında yayımlanan eseridir. Türk Edebiyatı'nın modern manada ilk tiyatro eseri olma özelliğini taşımaktadır ve görücü usulü evliliğin sakıncalarını ele almaktadır. Batılı bir yazarın üslubuyla yazılmış izlenimi veren Şair Evlenmesi, buna rağmen içinde Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun izlerini taşımaktadır. Eski ile yeni, doğu ile batı arasında bir köprü olma niteliğine sahiptir.

      Batılı tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle çevresinde pek sevilmeyen, eğitimli olmasına rağmen saf bir kişiliğe sahip olan Şair Müştâk Bey, sevdiği Kumru Hanım'la, kılavuzlar ve yenge hanımlar aracılığıyla evlenmiştir. Nikâh sonrasında kendisiyle evlendirilen kişinin Kumru Hanım'ın çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım olduğunu görünce önce bayılır sonra itiraz eder. Mahallelinin de işe karışmasıyla başına gelenleri kabul etmek mecburiyetinde kalan Müştâk Bey'in imdadına, arkadaşı Hikmet Bey yetişir. Hikmet Bey'in mahalle imamına verdiği rüşvetle olay çözülür, yapılan hile sonuçsuz kalır.

       

      Karabibik

      Karabibik, Nâbızâde Nâzım'ın 1890 yılında Servet-i Fünûn dergisinde bölümler halinde yayımlanan 1896 yılında da bir roman haline getirilip basılan Türk Edebiyatı'nın ilk köy ve köylü konusunu ele alan romanıdır. Nâbızâde Nâzım, Karabibik'i yazabilmek için önce Antalya'nın köylerini gezip görmüş ve araştırmalar yapmıştır. Romanda köylülerin konuşmasını yöresel ağız özellikleri olduğu gibi aktarmaktadır. Eserde köylülerin konuşmasını, yöresel ağız özellikleriyle olduğu gibi aktarmaya özen göstermiştir. Köylülerin dünyasına inmeyi başaran yazar romanında; arazi, tarla, öküz, hayvan gibi ögeleri öne çıkarmış ve köy geleneklerine de geniş yer ayırmıştır.

      Zengin Yosturoğlu, fakir köylüsü Karabibik, faizle borç veren Rum bakkal Yanni, Karabibik'in kızı Huri ve Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin gibi tiplemelerin doğallığı ve olayın akışındaki gerçeklik; eserin, natüralizmin ve realizmin ilkelerine bağlı kalınarak yazıldığını bize hissettirir. Yazar bu kişilerle köy yaşamını ve kişiler arasındaki ilişkileri doğal bir şekilde yansıtmıştır. Bu kişilerin hepsi romanın yazıldığı dönemde bir Anadolu köyünde karşılaşılabilecek kişilerdir.

       

      İntibah

      İntibah, Namık Kemal'in 1873-1876 yılları arasında Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'nde sürgünde iken yazmış olduğu romandır. Bu eser Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olma özelliğini taşır. İlk başta Son Pişmanlık ismi verilen roman sansür sonrası İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey olarak yayımlanmış ve zamanla yalnızca İntibah ismini almıştır. Her bölüm divan şiirinden bir beyit ile başlar ve romantizm akımının etkileri açıkça görülür. Roman, İstanbul'un Çamlıca semtini ve bu semtteki mesire yerlerini mekân olarak seçmiştir. 1870'li yıllardaki Osmanlı sosyal hayatının, düşünce yapısının ve toplum düzeninin küçük bir kesiti romanın dekorlarını ve arka fonlarını teşkil eder.

      Mehpeyker gibi kötü bir kadınla Dilâşub gibi saf bir kadının aşkı arasında kalan yakışıklı ve zengin delikanlının ailesi ve çevresindeki olaylar romanın konusunu teşkil eder. Ali Bey, hafifmeşrep bir kadın olan Mehpeyker'e âşık olmuş, Dilâşub gibi saf ve çok temiz bir cariyenin kıymetin bilememiştir. Mehpeyker ise Ali Bey'in servetine sahip olmak için elinden geleni yapmaktadır.

       

      Sergüzeşt

      Edebiyatımızda birçok ilke şahit olduğumuz Tanzimat Dönemi'nde esaret ve insan ticareti temalarını işleyen Samipaşazade Sezai'nin biricik romanı Sergüzeşt, romancılık tarihimizde romantizmden realizme geçişimizin ilk örneğidir.

      Samipaşazade Sezai'nin babasının konağında yakından tanıdığı esir kadınların hayat hikayeleri ve bizzat kendi annesi Gülarayış Hanım'ın da bir Çerkez esire olması, olay örgüsünün altyapısını oluşturmasıyla hikayede otobiyografik unsurlar barındırmaktadır. Yazar bu durumu eserin 1924'teki baskısının önsözünde dile getirmiştir.

      Sezai insan ve çevre ilişkisine eserin birçok yerindedeğinmiş, mekanı sadece dekor olmaktan çıkarmış ve karakterlerin psikolojik durumlarıyla ilintilendirmiştir. Eserde işlediği dönem sorunları sebebiyle yazar göz hapsinde tutulmuştur.

      Stok Kodu
      :
      SETURUN012
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      20,65   
      41,30   
      3
      13,83   
      41,50   
      6
      7,02   
      42,09   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      39,90   
      39,90   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat